Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Dut

  ''Her sene geliyorlar yanıma. Ağlaşıp dururlar. Ben günden güne değişiyorum haberleri yok.. Ellerimin parmakları uzadı ilk önce.Sonra ayak parmaklarım.Yattığım yere kök salıyorum.Ninemin Kuran okuyuşu hala aklımda.Her gün üzerime güneş doğuyor. Sabahları öten kuşlar arkadaşım . Günden güne filizleriniyorum. Köklerim inecek derine. El parmaklarım ile ayak parmaklarım uzadıkça birbirine kavuşacaklar. Mutluyum. Bunu hayal etmiştim.Kaç kişi hayal ettiği şeyi yaşayabiliyor ki ? Ben bir dut ağacıyım. Kimsenin bilmediği ,cennetin içinde , mutlu.'' *************** Okuldan kaçtıklarında öyle coşkulu olurlardı ki, aylarca ahırda güneş görmeyen kısrak gibi, heyecan , tutku , yaşama arzusu dolarlardı. Neşeleri bir film afişi canlandırması gibiydi. Yine böyle bir günde, hınzırlık için her şey müsaitti.Bugün bu üç arkadaş ulvi bir hizmette bulunacak,bir taşla iki kuş vuracaklardı.Her günün bir öncesinin tekrarı olduğu miskin günlerin Cuması ,dersten kaçılması için en uygun gündü. D...

Sessiz

 varlığının depreminden, kırıldı  ruhumun kanatları...sarsılmazmış bildiğim herşeye veda ederken. çatlağından bakışların süzülürken  gönlümün mabedine, sessizliğinde kışkırtan birşeyler var biliyorum.    bakakaldım öylece.  kaderim misin?  bir yanım aşk bir yanım yanlızlık bilirim. ve bazen öyle oluyor ki bulutlar, öyle oluyor ki ağacın yaprakları, hepsinin dilinde bir sessiklik durmadan aşka ikna ediyorlar beni. durmadan adını fısıldıyorlar. durmadan.  sarsılıyor heryer. ruhum kırık dökük. sarsılmazmış bildiğim herşeye veda ederken. bakakalıyorum öylece. kaderim misin...?

Son İç çekiş (Ah'lar köprüsü)

Diğer hapishaneye geçecekmişim. Ne zaman affedileceği belli olmayan mahkumları daha rutubetli olan karşı tarafa alıyorlar. Rutubet üzerine giydiğimiz ağır ıslak bir elbise gibi. Karşı taraf. Neden bilmem , kimseye karşı koymadan nasıl hep karşı tarafta olmayı becerdim anlayamıyorum. Suyun karşı tarafında rutubet kokusu değil sanki ölüm kokusu var. Dışarıdan bakarken bile içi kararıyor insanın. Orada kimse beş seneden fazla yaşamadığından ıslak cehennem koymuşlar adını . Karşısına yeni ve güneş gören hapishane yapılınca benim gibi umutsuz olanları karşıdaki eskiye atıyorlar. Kolumdaki eti koparırcasına sıkıyor gardiyan . Sapsarı dişleri, çizgili alnının ortasına düşen seyrek saçları ve çirkin bir yüzü var. Herhangi bir zamanda böyle bir adamı sokakta görsem Tanrıya beni bağışlaması için af dilerdim. Benden daha çok acele ediyor köprüye varabilmek için. Ahlar köprüsü deniyor buraya. O cehenneme girmeden önce görebileceğimiz son dünya ve güzellik burada . Bu yüzden kimse son bir kez derin...

Kedi , Sidik , Aşk

Şurada birkaç yıla milenyuma gireceğiz.Sene kaç olmuş hala evden kedi kovalıyorum Şöyle en üst katta oturacaksın , herkese tepeden bakacaksın,evlerin çatılarını izleyeceksin. Bakalım ne zaman? Gözlük Dedem ölünceye kadar ben yaşlanıp gideceğim.Bir an önce verse şu evi mütaahite hepimiz kurtulacağız. Televizyon yine tutukluk yapmış.Annem işte olduğundan dedem tüm gün yalnız.Yatalak , iyice yaşlandı.Dört gözle beni beklemiş.Televizyon karlı gösteriyor. Her gün böyle olurr. Eve gelir,çantamı ve önlüğümü çıkarır , televizyonun tepesine hafifçe tokadı çakarım. Halden anlar, düzeliverir. Dedemin her şeyi bu televizyon.Haberler,Türk filmleri,yalan rüzgarı , Dallas , Kara Şimşek , Hayat Ağacı dedemden sorulur. Akşam TRT3’teki Manuela dizisine ,ikisi birden ağladığından kaçıyorum yanlarından. Hadi anne ota boka ağlar , dedeme ne oluyor Allah aşkına? Kocası Manuela’yı aldatır , dedem çişini tutamaz, Manuela’ya ağlıyor. Allah’ım sabır ver. Allahtan Hülya var .O olmasa buralar çekilmez.Dönecek elb...

TANRI YARATTI

Tanrı yarattı. İnandığım bu. Geri kalan her şeyi tümden bitirebilirsin. ‘’Kun Fe Yekûn’’ . O ol dedi ve oldu. Keşke ruhum bu kadarını kabullenebilseydi.Kayıtsız şartsız kabullenebilseydim çevremdeki baş tacı ahlâkın bana uyabileceğini ,olurdu belki. Sorgulamak içimde kanayan bir yara. Kendime kurguladığım bir oyun. Beni erkek olarak yaratan tanrının ruhumu inceliklerle donatması yüzünden böyleyim.Kadınsı bir kayıbım ben.Denizde batmayan bir mantar,kirli arabanın üzerine atılan imza,yüzümde çıkan çıban gibi biçimsiz. Zaman üzerime basınç uyguladıkça kulaklarım uğulduyor.Dipteyim. Ve belli ki, oyunbozanım. Herkesin Tanrı ile arasına kurduğu oyuna isyan eden ve herkese muhalif. Oysa ki doğa öyle mi? Kuşun,karıncanın,rüzgarın seyrinde bile ahenk var. Her şey yerli yerinde.  Kaybolmak istiyorum doğanın derinliğinde.Varoluşumun engin anlamını , bir hayvanın gözlerinde bir kuşun kanadında yüzüme değen rüzgarda bulmak istyorum. Evet. Tanrı yarattı.İnandığım bu,  ama kabullenemiyor ruh...

Katalitik

  Pazartesi Öyle sert vurdu ki masaya , çay bardakları aynı anda havaya zıplayıp tekrar devrilmeden yerine düşüyordu. Başka bir yerde birileri masaya bu kadar sertçe vuracak olsa , tüm kalabalık ne oluyor acaba diye dikkat kesilir , kavganın kaynağını arayıp dururlardı. Koz maça diye bağırdı müşterilerden biri.Recep bey hariç kimse aldırış etmedi bu bağırışa. Kahvehanenin sahibi Karabiber onun ürkmüs olduğunu anladı ve , ''Bir ıhlamur daha alır mısınız Recep Bey? '' diye sordu.Amacı bir şeyler içip içmediğini sormak değil , ses tonuyla ona güven verip durumun kontrol altında olduğunu Recep Bey'ın vasıtasıyla kahvedekilere aktarmaktı. Salı recep beyin Kira için beklediği öğrenciler geldi.Kahvehanenin içinde oturmasının uygunsuz olduğunu düşündüğünden dışarıya çıktılar. Dışarıda belediyenin yeni boyadığı mavi renkli banka oturduklarında kızlardan birine yer kalmadı ve Recep Beyin dizinin dibine çöküverdi.Anında şevkat duygusu körüklendiğinden kızların ona bu samimi ya...

Son Şiir

Uzun zamandır kalemi eline almamıştı . Yaşlanmanın verdiği ağırlık ile günlük hayatın telaşı karışınca , zaman ne kadar da hızla akıp gidiyordu ? Hâla aynı evdeydiler. Uzun yıllar boyunca sokaklar, binalar , yollar, köprüler hepsi değişmişti. Bu ev hariç. İki katlı müstakil ve kireç boyalı bu ev bazen kayıp giden zamanı frenler , hayatın akışını yavaşlatırdı . Yaşlı ve kırılgan ruhuna hediye verilmesini isteseydi eğer , tek arzusu bu olurdu . O gecelerden biriydi yine. Yürüdükçe ayaklarının altından çıkan ahşap gıcırtıları, istiflenmiş odunların sobadaki çıtırtıları, ateşin isinden simsiyah olmuş çaydanlığın ıslığı , tıpkı eski günlerdeki gibi onunla konuşuyordu. Öylesine divana bırakılmış battaniyeler , su bidonuna konulmuş zeytin taneleri gözüne özenle renklendirilmiş tablolar gibi görünüyordu. Tıpkı eski zamanlardaki verimli günleri gibi. Bu ilham onu değiştirmiş ,ne zamandır miskin duran zihninin harekete geçmesini sağlamıştı. Ruhunun incelikleri, donmadan önce karıncalaşan el ve a...

Duvarda aşk

Uyursam daha kötü bir sabaha uyanacakmışım hissi yüzünden gözlerim şiş. Topluluk içinde çalınan bir eşyadan bile -sen çalmadığın hâlde - kendinden şüphe duyan insan , onu gördüğünde nasıl böyle olmaz ki ? O'nu görememek kağıt kesiği gibi. Keskin ve acılı. Küçücük ağzını çevreleyen pespembe dudakları , ben sizin bildiğiniz kadınlardan değilim diyen çenesi ,yüzünün ortasında bir zafer sancağını andıran burnu... O ıslak bakışlı gözleri, dünyasına hasbel kader dokunduklarına bir bayrak gibi ''ben buradayım'' beni görün , bana saygı duyun diyor. Herşeyin yerli yerinde diyenlere , mutsuz olmaya ne hakkın var diyenlere onu işaret ediyorum . Burada olmasaydı dayanabilir miydim bilemiyorum . Bugün bana verdikleri ilaçları dilimin altına sakladım. O yoksa ilaca da gerek yok . Nerededir ne yapar bilmiyorum .Beni bu kadar merakta bırakmasına kızamayacak kadar özlüyorum. O burada değilse , kaderim içinde kaybolduğum cevapsız sorulardan ibaret Bembeyaz elbiseler içinde ne zaman ç...