Ana içeriğe atla

TANRI YARATTI

Tanrı yarattı.
İnandığım bu. Geri kalan her şeyi tümden bitirebilirsin. ‘’Kun Fe Yekûn’’ . O ol dedi ve oldu.
Keşke ruhum bu kadarını kabullenebilseydi.Kayıtsız şartsız kabullenebilseydim çevremdeki baş tacı ahlâkın bana uyabileceğini ,olurdu belki.Sorgulamak içimde kanayan bir yara.
Kendime kurguladığım bir oyun.
Beni erkek olarak yaratan tanrının ruhumu inceliklerle donatması yüzünden böyleyim.Kadınsı bir kayıbım ben.Denizde batmayan bir mantar,kirli arabanın üzerine atılan imza,yüzümde çıkan çıban gibi biçimsiz.
Zaman üzerime basınç uyguladıkça kulaklarım uğulduyor.Dipteyim.
Ve belli ki, oyunbozanım. Herkesin Tanrı ile arasına kurduğu oyuna isyan eden ve herkese muhalif.
Oysa ki doğa öyle mi?
Kuşun,karıncanın,rüzgarın seyrinde bile ahenk var.
Her şey yerli yerinde. Kaybolmak istiyorum doğanın derinliğinde.Varoluşumun engin anlamını ,bir hayvanın gözlerinde
bir kuşun kanadında
yüzüme değen rüzgarda bulmak istyorum.
Evet.
Tanrı yarattı.İnandığım bu, ama kabullenemiyor ruhum her şeyi .
Silkelendikçe kayboluyorum.
Kaybettikçe büyüyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.