Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aralık, 2013 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Savaş ve Barış

Barışlar bölünürken savaşlara, hiçbirşey kalmaz geriye. Dudaklarının arasından çıkan tüm kelimeler biliyor insanın kılıcını. Bitmeksizin ateş püskürüyor dilleri muktedirlerin. Şehadet suluyor ölümlerin kutsanmış bahçesini. Kan dediğin kan değil sanki. Gökdelenlerin üzerinde yapılırken hesaplar, kapını çalıyor savaş çığırtkanları. Mecbur bükeceksin boynunu değil mi? Tekmelerken tabudunu karanlık bağıracaksın sonsuza dek: ÖLMESEYDİM KEŞKE."

Şehir yanarken

Kül-duman bir yanardağın eteklerinde ürpertir içimi tüm yokluklar. Kuşlar firar etmiş özgürlüklerine, yeşillikler küs. ve sen tüm galibiyetlerin de , mağlubiyetlerin de mührüsün ya; yırtıp atmak lazım tüm sayfaları. Şehir yanarken!

SİREN

Susuzluktan bitkin düşmüş bir ruh gibi, göz göze diz dize yorulurken onca yakarışların arasında seninle uykusuz olmak bile güzeldi hep. Ve dinlerken yalancı sirenlerin sahteliğini koşar adım yürüyorduk kayalıklara. Sitemkâr denizciler bilirdi hep deniz fenerlerinin peyder pey yanışlarını. Bazen hediyedir işte yitmeyen bir sevdayı dalgaların arasına salıvermek. Tüm gelgitler senindir o yüzden. Aydan alıp gözlerine akan.

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.