Uyursam daha kötü bir sabaha uyanacakmışım hissi yüzünden gözlerim şiş. Topluluk içinde çalınan bir eşyadan bile -sen çalmadığın hâlde - kendinden şüphe duyan insan , onu gördüğünde nasıl böyle olmaz ki ?
O'nu görememek kağıt kesiği gibi. Keskin ve acılı. Küçücük ağzını çevreleyen pespembe dudakları , ben sizin bildiğiniz kadınlardan değilim diyen çenesi ,yüzünün ortasında bir zafer sancağını andıran burnu...
O ıslak bakışlı gözleri, dünyasına hasbel kader dokunduklarına bir bayrak gibi ''ben buradayım'' beni görün , bana saygı duyun diyor.
Herşeyin yerli yerinde diyenlere , mutsuz olmaya ne hakkın var diyenlere onu işaret ediyorum . Burada olmasaydı dayanabilir miydim bilemiyorum . Bugün bana verdikleri ilaçları dilimin altına sakladım. O yoksa ilaca da gerek yok . Nerededir ne yapar bilmiyorum .Beni bu kadar merakta bırakmasına kızamayacak kadar özlüyorum. O burada değilse , kaderim içinde kaybolduğum cevapsız sorulardan ibaret
Bembeyaz elbiseler içinde ne zaman çıkagelse , pemceremdeki karlar eriyor, odam parıldıyor.
Kimse bilmez beni. Kimse anlamıyor.Ne zaman onu anlatmaya çalışsam söylediklerim bitmeden gülüyorlar bana.Szi ne anlarsınız ki , sevmek için bir sebep aramaya gerek yok ki diye bağırıyorum .Benden korkuyorlar , kaçıyorlar.
Duvardaki tabloyu öpüyorum her gece. Sus işareti yapıyor bana o güzelim dudaklarına götürerek .
''Sus '' diyor , '' elbet geleceğim''.
Yorumlar
Yorum Gönder