Ana içeriğe atla

Parçalanmış

 



Türkiye’de çoğu film-dizi, yaşadığımız hayatın çok uzağında , zıtlıklar üzerine kurulmuş senaryolardan oluşuyor. İçi geçmiş aşk dizilerinin içine sokulmuş üçüncü şahıs figürleriyle iş  zenginleştirilmeye çalışılsa da durum ortada.

Genlerimize işlenen kötüye haklılık yükleme, izlenilebilirlik adına keyfi arttırsa da bu film konuştuklarımızın çok uzağında.
İyi-kötü ,  güzel-çirkin tezatlarının sınırlarını ortadan kaldırarak  yeni bir metafor yaratması şapka çıkaracak cinsten.

 Film , modern dünyanın en büyük savaşını anlatıyor bize.
‘’Olmak istediğin kişi ile olduğun kişi’’ arasındaki büyüyen mesafeyi.
Din , milliyet, sınıf ,kültür, cinsiyet, ekonomik..                                                  Yaşayabilmek için ne kadar ayrım varsa o kadar  karakter yaratıyoruz kendimize. Kaldı ki filmin ana oyuncusunun  yirmi üç tane karakteri bulunuyor.  Karakterler en sonunda  bir canavar yaratıp, kendi içlerinde  gücü ona teslim ediyorlar Yarattığı  en güçlü kişilik sayesinde  hayatta kalabileceklerini biliyorlar.

Bu filmi izleyin.
İnsanın , toplumun nasıl karakterler ortaya çıkartıp bir canavara dönüştürebildiğinin  en sanatsal mükemmelliğinde bir yapıt çıkmış ortaya.

Sonuç olarak ,bireysel kimliğimiz  ve el birliği ile inşa ettiğimiz bu toplum karakterlerini çoktan yarattı.
Ve Kendini kendi yarattığı  canavarlarına teslim etti. 

Geçmiş olsun .

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.