Ana içeriğe atla

Neden?

 Neden böyleyim ben?

 Ertesi gün  giyilecek  ayakkabının yeni kokusu burnuma vururken de  böyle miydim? 

Yine böyle hüzünlü ? 

Komşunun  ayağı sakat köpeğini de  dert ediyor muydum küçükken? 

Bilmiyorum . 

Sizin de kalbinizin  yaşamaktan nasır olmuş yerlerine basıyorlar mı  acısın diye? 

Kim açtıysa o ilk yarayı bilmeyerek açmıştır. 


Neden böyleyim ben ? 

Eksiklerimin , eskilerimin tozları sinecek mi üzerime ? 

Ah şu doyumsuz iktidar,

Ah şu en güzel ekmeği pişirenin boynunu eğik tutan muhalefet ! 

Yarın bayramsa dört duvar arasında , 

verebilecek misin bize  gökyüzünü ?

Yoksa söke söke alacak mıyız mı tüm kırıklıklarımızla?

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.