Ana içeriğe atla

Gölgem kendimden büyükmüş meğer.

 Bir türlü iskelesinden yakalayamadığım o gemilerin dümen suyuna bakakalıp duruyorum. Üzerinde neden ve nasıl sorularını sopalarına çivilemiş beni dövmeye çalışan herkese işaret ediyorum denizi . Bu yüzden !

Boğazın sularından bir türlü devşiremediğim başarısızlıklarıma atıyorum suçu .

Annem , babam ve bir türlü o olgunlaşmayan kayısı ağacının tüm suç .

Gölgem kendimden büyükmüş meğer.

Kendimdeki Ben'i bir türlü anlatamadığım , anlayanın ise yanına sokmadığı gölgem .

Ruhumun kanatları burkuluyor her rüzgârda .

Okşanmayı bekleyen ruhum -sırf kenar mahalleli olduğumdan mıdır nedir sarılıveriyor içimdeki lambanın titreyen ışığına .

Saydam biriyim ben .

İçimden hiç dönmeyen gemiler geçip durdu sirenleriyle.

Bir sıyrılabilsem acımasız bakışlarından, haykıracağım gerçeği.

Arkamda kaz dağının rüzgarı, giyinip ipek giysilerimi yalınayak.

Ey üzüm bağlarının

Denizdeki tuzun

Ağacın hürmetinin Sahibi !

Ne denli yakışırdı göğsüme huzur . Çevreme bereket. Ateşteki İbrahim'e taşıyacağım su .

Sen yardım et .

Gölgem kendimden büyükmüş meğer.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.