Ana içeriğe atla


 After Life , 

insanın yaşama sevincini, daha doğrusu yaşamanın hakkını verebilmenin sevincini sorgulayan ,hem toplum ,hem de kendi içimizdeki kader , adalet ,denklik kavramlarını derinlemesine sorgulatan bir dizi.

Eşini kanserden kaybetmiş ve koyu bir yas içinde olan gazetecinin hikayesinde, es geçmeden şunu belirtmek gerekiyor:

Modern zamanlarda anılarımıza nasıl sahip çıkıyoruz?

Tabii ki zihnimizden çok elimizdeki teknoloji ile. Ben de dahil dijital mirasını önemseyen herkes için üzerine düşünülmesi gereken ayrı bir konu. İşte bu gazeteci eşinin anılarını korumak için bir video günlüğü yapıyor ve eşinin ölümünden sonra bu videolar ,derin, felsefi sorunlarını da beraberinde getiriyor. Dizinin en iz bırakan yanı, yaşamın değerini hatırlatabilmek için ölüme kalın çizgilerle vurgu yapması. Sevgi, aidiyet ,arkadaşlık gibi kavramları yeniden keşfetmemizi sağlayacak olan bu dizi, eşinin ölümünü ve onun bıraktığı boşluğu kendine karşı bir adaletsizlik olarak algılamamıza neden oluyor.

Fakat konu ilerledikçe diğer insanların hayatlarına dair kötü, karmaşık ve çelişkili halleri , onun düştüğü bu durumun adaletsizlik değil de, yaşama, yaşamaya dair bir olgu olduğunu hissettiriyor.

After life yavaş yavaş ilerleyen temposuna rağmen derin ve daha iyi bir insan olma yolunda fark edilmesi gereken bir dizi.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.