After Life ,
insanın yaşama sevincini, daha doğrusu yaşamanın hakkını verebilmenin sevincini sorgulayan ,hem toplum ,hem de kendi içimizdeki kader , adalet ,denklik kavramlarını derinlemesine sorgulatan bir dizi.
Eşini kanserden kaybetmiş ve koyu bir yas içinde olan gazetecinin hikayesinde, es geçmeden şunu belirtmek gerekiyor:
Modern zamanlarda anılarımıza nasıl sahip çıkıyoruz?
Tabii ki zihnimizden çok elimizdeki teknoloji ile. Ben de dahil dijital mirasını önemseyen herkes için üzerine düşünülmesi gereken ayrı bir konu. İşte bu gazeteci eşinin anılarını korumak için bir video günlüğü yapıyor ve eşinin ölümünden sonra bu videolar ,derin, felsefi sorunlarını da beraberinde getiriyor. Dizinin en iz bırakan yanı, yaşamın değerini hatırlatabilmek için ölüme kalın çizgilerle vurgu yapması. Sevgi, aidiyet ,arkadaşlık gibi kavramları yeniden keşfetmemizi sağlayacak olan bu dizi, eşinin ölümünü ve onun bıraktığı boşluğu kendine karşı bir adaletsizlik olarak algılamamıza neden oluyor.
Fakat konu ilerledikçe diğer insanların hayatlarına dair kötü, karmaşık ve çelişkili halleri , onun düştüğü bu durumun adaletsizlik değil de, yaşama, yaşamaya dair bir olgu olduğunu hissettiriyor.
After life yavaş yavaş ilerleyen temposuna rağmen derin ve daha iyi bir insan olma yolunda fark edilmesi gereken bir dizi.

Yorumlar
Yorum Gönder