Ana içeriğe atla

MAHALLENİN DELİSİ

 Benim adım Zâle. Anlatsam kimse inanmaz .Mahallenin delisiyim.



Yine geldi mendebur suratlı. Yanımdaki divana oturdu. Pis pis sırıtıp senin adını ben koydum dedi. Hiç bilinmedik bir isimdir benimkisi. Babam hayır diye diretse de hakkımı helal etmem deyince yapacak bir şey kalmamış.
Neden nine diye sordum, konuşurken yüzüne bile bakmadan .Kızdığımı anlasın. İnsan Ayşe ,Fatma koyar , Zâle 'de neyin nesi? Bari kendi adını koysaydın.


Çok bağırmışım herhalde. Ağabeyim odaya girdi. Sen yine tekin durmayacaksın belli dedi. Ellerimden divana bağlayıp kilit vurdu. Geçenlerde aşure getiren komşunun kafasına aşureyi geçirip bir güzel dövmüşüm de… Canını zor kurtarmış da... Ben yapmadım dediysem de inandıramadım bir türlü.
Kimle konuşuyordun sen diye sorduğunda , ninemle deyince acı acı güldü .Onu ne zamandır gülerken görmüyordum .Anca, dudaklarının arasına öfkeli ve üzüntülü bir ifade yerleşir. Siz onu zorla gülüyor zannedersiniz.


‘’Yengen bu günleri gördüydü .Çok mübarek kadınmış rahmetli’’ dedi ve kapıyı kapattı.


''Bak bey , kardeşinin hâli hâl değil . Bir falcıya ya da hocaya götürelim'' demişti zamanında.


Ağzı burnunda hamile olan karısını üzmemek için ikna olmuştu abim. Beni düşündüklerinden değil yanlış anlamayın. Başlarına kalacağımdan . Belki hoca iyileştiriverir de Salih'in anası istemeye gelirdi.
Falcı her şeyi bildi. Bildi ama benim değil, yengemin başına gelecekleri.


''Her şeyi boş ver karını evde doğurtma’’ demişti ağabeyime.


Parasızlıktan nasip olmadı.
Doğururken ölmek varmış kaderinde. Ben de elimden geleni yaptım onu aratmamak için. Kızına gül gibi baktım . Evin temizliği, çamaşır, bulaşık...
Bir tek oğluna laf geçiremedim . Bu gidişle ya o beni öldürür ya ben onu. Bir bilseniz yaptıklarını…


Her aklıma geldiğinde bu gerçek değil , böyle bir şey olmaz deyip duruyordum. Ta ki kasıklarım acıyıp adetim gecikinceye kadar. Artık yetti.
Haftada bir geceleri sokulur yanıma. Bacaklarımı aralar. Gerisini siz deyiverin.
Bağırsam suçlu ben olurum .Kimse bana inanmaz. Sanki karabasan gibi geliyor üzerime . Ağzımı elleriyle kapatıyor. Ne çığlık atabiliyorum ne kıpırdayabiliyorum. Sonra halsizlikten ne oluyorsa ertesi gün uyanıyorum .Hiçbir şey yokmuş gibi. . Adım çıkmış deli Zale'ye. Korkuyorum


İnanacak biri var aslında. Salih. Hep sevdi beni. Ben de onu sevdim . Ne zaman ki beni kendi kendime konuşurken görmüşler, anası istemem demiş. Ne dedimse inandıramadım Salih'i . O yüzden de kızgınım ve kırgınım ona. O da , ben de kaldık öylece. Ona anlatacağım her şeyi.
Önce şu mendebur ninem gelmiş onunla bir konuşayım.


Yine ellerim bağlı. Ağabey ! Diye bağırdım , çığlık attım ama evde değildim . Kapının girişinde elinde silahla bir Jandarma duruyordu.
İçeriye bir hemşire girdi. İlacı dudaklarıma tutuşturdu , suyu içirdi. Kapıdaki Jandarmayı sorunca :
''Seninki yeğenini vurmuş dedi. Hiçbir şey umrunda olmadan pat diye söyleyiverdi.
Çığlık atmışım , gerisini bilmiyorum .


Salih hapiste, yeğenim mezarda. Salih'le konuşup olanları anlattım mı, hatırlamıyorum . Hemşirelere kasıklarımın ağrısını sordum ,adet görmediğimi söyledim . Yanlışın var deyip konuyu kapattılar. Küçücük ilçede böyle şeylere gerek yokmuş. Öyle buyurdular.


Olsun .


Benim adım Zâle. Anlatsam kimse inanmayacak .Mahallenin delisiyim.


Kasıklarımda acı eve dönüyorum. Ninem de yanımda , pis pis sırıtıyor.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalan

  Öyle içten yalanları var ki insanların ve gerçek gibi görünen samimiyetleri… Bir an şüphe ediyorsun kendinden. Konforlu  yaşam,  alaşağı çekiyor tüm ahlakın insana verdiği niceliği. Oysa sen dimdik durarak gereken cevabı verecekken ,karşında eğilmiş bükülmüş insanların incelikli hesaplaşmalarıyla uğraşmak zorunda kalıyorsun.  Muktedirler ve menfaatperestler bir tiyatro metninin tarih boyunca süre gelmiş tüm ahmaklığını haykırıyorlar izleyenlerine. Nereden geldiğini, nereye gideceğini ,üremeyi ,sevişmeyi,gezmeyi,gülmeyi,okumayı,manevi olanı, elle tutulanı, bilineni,somutu,gerçekleri,göze dokunanı,duygusal olanı,aşk hikayelerini,basma kalıp pazarlamaları,akademik dille soslanmış açılımları,peşkeş çekilen fikirleri,mahcubiyeti,ihtişamı… Bitmek bilmeyen palavralarla süsleyip anlatıyorlar sana.  Oysa şık elbiseler içinden ,rüzgarda aralık kalmış bir perde gibi fıkırdayıp duran kişilikleri ele veriyor kendilerini. Nezaketen susmak gerektiğine inandığımızdan mıdır ?B...

Bir Başka mıyız?

  Netfilix ‘in popüler etmek istediği diziyi parlatarak adından söz ettirme başarısı var. Çoğunluk fikrini beyan etmek ve tarafını gösterebilmek için sıraya giriyor zaten. İnsanların popülerliği , popülerliğin de insanları beslediği yapay bir döngü. Bu dizi vasat. Ne iyi , ne kötü . Kimisine göre iyi, kimisine göre kötü. Ve maalesef popüler olanın hemen manipüle edildiği ülkemizde mutlaka suyunu çıkaracak “devam’'ları gelecektir. Senaristin masum dizisinde 'buhranlı zamanlarda arabada oyun havası açması gibi. Din , namus , önyargı , etnik köken vs. hepsi aynı tavada kavruluyorsa , derdimi nasıl anlatabilirim kaygısı çıkıyor ortaya. Dizi bunu vasat seviyede sürülen yaşamlar üzerinden ve derinliksiz karakterlerin değişim - dönüşüm süreci ile yapıyor. - İmamın eşinin ölümüyle ibadetten çok deniz kenarında kampla meşgul olması - kızının başörtüsünü açıp (ucundan da gösterse) eşcinsel bir ilişkiye meyletmesi - psikoloğun baş karaktere (Öykü Karayel) burun kıvırırken kendi sancılarıy...

Neden?

  Neden böyleyim ben?  Ertesi gün  giyilecek  ayakkabının yeni kokusu burnuma vururken de  böyle miydim?  Yine böyle hüzünlü ?  Komşunun  ayağı sakat köpeğini de  dert ediyor muydum küçükken?  Bilmiyorum .  Sizin de kalbinizin  yaşamaktan nasır olmuş yerlerine basıyorlar mı  acısın diye?  Kim açtıysa o ilk yarayı bilmeyerek açmıştır.  Neden böyleyim ben ?  Eksiklerimin , eskilerimin tozları sinecek mi üzerime ?  Ah şu doyumsuz iktidar, Ah şu en güzel ekmeği pişirenin boynunu eğik tutan muhalefet !  Yarın bayramsa dört duvar arasında ,  verebilecek misin bize  gökyüzünü ? Yoksa söke söke alacak mıyız mı tüm kırıklıklarımızla?