Ana içeriğe atla

KADIN KÜLTÜRÜMÜZ BUDUR ABİLER

 Gözleriniz kapatın.

Hayattan, başı sonu bitmek bilmez isteklerinizi bir kenara bırakın ve düşünün.


Bilmediğiniz bir yerlerde çığlık çığlığa bağırın ve kimseler duymasın .
kadınsınız veya erkeksiniz. Farketmez.
Biri sizi zorla yüzükoyun yatırıp, ağzınızı sıkı sıkıya kapatsın. Kimseler duymasın sizi,
kimseler görmesin.
Canınız acısın , elleriyle nefesinizi kesip canınız çıkacak gibi olsun .
Öylece tecavüz etsinler size.
İşleri bittikten sonra bir çöpmüşsünüz gibi sizi oraya atıversinler. Yardım için bağıracak sesiniz bile çıkmasın.Orada öylece çaresizce yardım bekleyin.

Düşünmesi bile ne kadar ürkütücü değil mi?
Hatta bir erkekseniz hayal edemezsiniz.
Sevgisizliğin ve nefret hissinin tavana vurduğu memleketimizde
tecavüz, cinayet ,yaralama ...
Hiçbir şey ifade etmiyor maalesef. Kanıksadık. Burnun sürekli aynı kötü koku içinde olduğunda hiç kötü koku alamadığı gibiyiz. Hissisiz.
Bu ülkede kadın kahkasına laf atıldı,
kuyruk sallayanın başına geleceği vardır dendi ;

fakat, sonucunun sebebinden daha ağır geldiği toplumsal bir travma yaşanıyor artık.

Herkesin ötekileştiği, kendimizden olmayanın başına ne gelirse gelsin tepkisiz kaldığımızdan , güçlü olan güçsüz olanın sürekli arkasına geçecek ve kim ne kadar bağırırsa bağırsın duyan olmayacaktır.

Köşelerde kafasına kurşun sıkılan kadın ,

okula gidecek defteri –ayakkabısı olmayan çocuk,

evine ekmek götürmek için bin bir takla atan baba,

çarkın içinde ezilmeden onuruyla çalışmaya çabalayan genç,

yaşlılığını yaşayamayan emekli,

özrüne rağmen yaşama tutunan engelli

ve saymakla bitmeyecek olan binlerce mağdur her gün çığlık atıyor bu ülkede!

Bu sese rağmen üç maymunu oynayan siyaset, sanat, iş adamları sanki bu durumun farkındaymış gibi ‘’ kültürümüz budur abiler’’ buyuruyor.

Keşke ruhunu kaybetmiş şehirler , arkasına geçmek isteyen zalimlere karşı mazlum olmayıp dirense . Keşke atı alan Üsküdar'ı geçemese.

Unutmayalım ki ortada bir tecavüz varsa ,
ya tecavüzden yanasınızdır , ya da direnirsiniz.
Sessiz kalıp, tecavüzcüden korkmak insanın onuruna yakışmaz.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Yalan

  Öyle içten yalanları var ki insanların ve gerçek gibi görünen samimiyetleri… Bir an şüphe ediyorsun kendinden. Konforlu  yaşam,  alaşağı çekiyor tüm ahlakın insana verdiği niceliği. Oysa sen dimdik durarak gereken cevabı verecekken ,karşında eğilmiş bükülmüş insanların incelikli hesaplaşmalarıyla uğraşmak zorunda kalıyorsun.  Muktedirler ve menfaatperestler bir tiyatro metninin tarih boyunca süre gelmiş tüm ahmaklığını haykırıyorlar izleyenlerine. Nereden geldiğini, nereye gideceğini ,üremeyi ,sevişmeyi,gezmeyi,gülmeyi,okumayı,manevi olanı, elle tutulanı, bilineni,somutu,gerçekleri,göze dokunanı,duygusal olanı,aşk hikayelerini,basma kalıp pazarlamaları,akademik dille soslanmış açılımları,peşkeş çekilen fikirleri,mahcubiyeti,ihtişamı… Bitmek bilmeyen palavralarla süsleyip anlatıyorlar sana.  Oysa şık elbiseler içinden ,rüzgarda aralık kalmış bir perde gibi fıkırdayıp duran kişilikleri ele veriyor kendilerini. Nezaketen susmak gerektiğine inandığımızdan mıdır ?B...

Bir Başka mıyız?

  Netfilix ‘in popüler etmek istediği diziyi parlatarak adından söz ettirme başarısı var. Çoğunluk fikrini beyan etmek ve tarafını gösterebilmek için sıraya giriyor zaten. İnsanların popülerliği , popülerliğin de insanları beslediği yapay bir döngü. Bu dizi vasat. Ne iyi , ne kötü . Kimisine göre iyi, kimisine göre kötü. Ve maalesef popüler olanın hemen manipüle edildiği ülkemizde mutlaka suyunu çıkaracak “devam’'ları gelecektir. Senaristin masum dizisinde 'buhranlı zamanlarda arabada oyun havası açması gibi. Din , namus , önyargı , etnik köken vs. hepsi aynı tavada kavruluyorsa , derdimi nasıl anlatabilirim kaygısı çıkıyor ortaya. Dizi bunu vasat seviyede sürülen yaşamlar üzerinden ve derinliksiz karakterlerin değişim - dönüşüm süreci ile yapıyor. - İmamın eşinin ölümüyle ibadetten çok deniz kenarında kampla meşgul olması - kızının başörtüsünü açıp (ucundan da gösterse) eşcinsel bir ilişkiye meyletmesi - psikoloğun baş karaktere (Öykü Karayel) burun kıvırırken kendi sancılarıy...

Neden?

  Neden böyleyim ben?  Ertesi gün  giyilecek  ayakkabının yeni kokusu burnuma vururken de  böyle miydim?  Yine böyle hüzünlü ?  Komşunun  ayağı sakat köpeğini de  dert ediyor muydum küçükken?  Bilmiyorum .  Sizin de kalbinizin  yaşamaktan nasır olmuş yerlerine basıyorlar mı  acısın diye?  Kim açtıysa o ilk yarayı bilmeyerek açmıştır.  Neden böyleyim ben ?  Eksiklerimin , eskilerimin tozları sinecek mi üzerime ?  Ah şu doyumsuz iktidar, Ah şu en güzel ekmeği pişirenin boynunu eğik tutan muhalefet !  Yarın bayramsa dört duvar arasında ,  verebilecek misin bize  gökyüzünü ? Yoksa söke söke alacak mıyız mı tüm kırıklıklarımızla?