Ana içeriğe atla

BOŞLUK KORKUSU

 Hiçbir rakam ikiye bölündüğünde sıfırı vermez. Tıpkı benim gibi . Sürekli bölündüğüm,, parçalandığım halde yaşayıp gidiyorum . Eksilerek.

Öfke yerini sessiz bir geçişle çaresizliğe bırakıyor .Oysa öfke gürültülüdür , öfke kalabalıktır ;
ki anlarsın iç sesin herkesle konuşur . Teslimiyeti yoktur. Şimdi tüm dünya yapılan kötülüklere tepkisizken ,mevzu bahis sen olduğunda herkes sövüyor yanında .Sırf seninle olduklarının ispatı için . Oysa yalan .
Herkes içindeki sessiz çaresizliği ile yapayalnız yaşayıp gidiyor .


Doktora bunları söylediğimde
"Esas sorunumuz bu değildi. Bu seferki buluşmamız diğerlerinden farklı oldu.Bunları ilk defa anlatıyorsun " diyor. "Farketmez" diyorum . Hala ne yaparsam yapayım içimdeki o boşluğu kapatamıyorum . Ne demiştiniz bana ? Adını bir türlü aklımda tutamıyorum .
"Horror vocui. " Boş alan korkusu .
"Hah işte o" diyorum doktora . Tabiatta dağlar , ağaçlar , çiçekler , hayvanlar ... Hiç yersiz bir şey yok . İnsanoğlu desen yaşadığı yeri dolduruyor . Yollar , binalar , parklar , göller ... Her şey yerli yerinde .
Ya benim zihnim ? Gündüzleri çalışıyorum, geceleri hiç durmaksızın okuyorum . Bence uykuda geçen zaman , kıymetli bir madenin eriyip gitmesidir. Düşünebiliyor musunuz ? İnsan yaşamının ne kadar büyük bir bölümünü uykuda geçirebiliyor .
Değil mi doktor ? Diye sesimi yükseltiyorum. Dalgınlığından olsa gerek belli belirsiz irkiliyor. Kendimi sanata yönlendirmeliymişim , sürekli insanlarla iletişim halinde olmalıymışım vesaire vesaire.
Bu sefer dövme yaptırmadan mı geldin diye soracak oluyor , cümlesini daha bitirmeden kulağımın arkasına yaptırdığım Zülfikar'ı gösteriyorum . Her yerimi dövme kaplatacağım. O da biliyor .
Önündeki bardağa sürahiden su dolduruyorum. Bu da bir test belli ki, beni hala sınıyor musunuz doktor diyorum .
"Hayır" diyor. Sınavınız şimdi başlıyor .
Beyaz sayfaların üzerindeki şekilleri soruyor .
"Bir fil görüyorum doktor bey" Hatta iki tane fil . Siyah kalemle çizilmiş büyük hortumlu .sayfanın beyazıyla altında kalmış bir yavru fil daha .
" Çok güzel " diyor doktor bey. Lakin siz hasta değilsiniz . Size önerebileceğim tek şey sanat ile uğraşmanız . Gerekirse bir resim kağıdını zerre boşluk bırakmadan boyayabilirsiniz .
Ama ilk başta söylediğiniz şeyler için sizi tekrar davet edeceğim .
Sevinsen mi üzülsem mı bilemeden çıkıyorum (işe geç kalmışım) . Nasılsa ücretsiz diyerek geldiğim hastaneden şaşkın ayrılıyorum .
Eninde sonunda bir kebapçıyım ben diyorum içimden . Çok ilgileniyor benimle .
Bastıramadığım öfkem ile ayrılıyorum hastaneden . Felsefe bölümünden atılmış tecrübeli bir öğretim görevlisi ve tecrübesiz bir kebapçı olarak . Sanata yönelecekmişim peh! Diyerek gülümsüyorum . Aklımda hep o cümle .
Hiçbir rakam ikiye bölündüğünde sıfırı vermez . Tıpkı benim gibi . Sürekli bölünüp parçalandığım halde yaşayıp gidiyorum . Eksilerek .

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

us'lu

Rengarenk matruşkalar fısıldaşıyor aynalarda. İçine sığdırdığın şehirler, Kutsal anılar barındırıyor göğsünde. Bir arzudur ki -ölçülemeyen , -Sınır tanımaz Tıpkı tırmanır gibi soluk soluğa bir dağın zirvesine, Çekiyor seni yanına. Ama bir devrimdir uslu bir çocuk olmak! Yavanlığın boşluğundaki kalabalıklarla boğuşurken. oysa yalnız olmak! çok olmaktan daha kalabalıktır bazen. Ve bazen terse esen rüzgar savurur polenini hürriyetin. Bir öykü gibi okunaklı, Sevmek gibi tertipli.

İlizyon

  Hangi gölge aslını yansıtıyorsa, Hangi asıl gölgesinde kayboluyorsa , Aldatıyor kendini her ikisi de. Bir elime güneşi bir elime ayı verseler değişmem diyen  peygamber çiçeği kokusu bir tarafa . Hangi gölgenin aslıyım ben? Kaybolup gitmiş bir ülkenin hangi dağı? Hangi aslın gölgesiyim ben?  evrene yayılan bir boşluk kokusunda .

martı çığlığı

Güneş burada.    Rüzgar değip geçerken şakaklarına ,bir kanat ile fethedecekken dünyayı , buradasın işte. Belki yarım yamalak bir sevda  uğruna doğrultmuş tüfeklerini hayat. Belki tüm izleri silinmiş saklı cinayetlerin.     ölüm dediysek mazi.   bir vapur uğultusuyla ürküp gidecekken ,  sahnede  bir cengaver  gibi bağırır yalnızlığın. Bir martı çığlığında.