Ana içeriğe atla

Kayıtlar

sev beni

Varlığın ; yok hükmündeki bu dünyanın dokunduğumda bir yaldıza dönüşen ve tüm sanat eserlerine öykünen anlamların bütünlüğü! kalp : kelebeklere ilhamdır çırpındıkça kaybolan, ve nesli tükenmekte olan bir çiçek. Gölgesinde dinlendiğim ruhunun heybeti yıkılıp gitmeden tüm şafakların öncesinde dur. dinlen. gör ve Sev Beni. Varlığın Yok hükmünde bu dünyanın, zorluğuna katlanmaktır seninle.

devrim

Rüzgarlar sersemletiyor aklımı. Biliyorum, yağmalanmış umutların süper kahramanı olamadım hiç. Ve yenilmiş hakların tesellisi. Farkında olmanın erdem sayıldığı seçilmişler topluluğunda Hiç seçilemeyecek olmak da incitmiyor artık. Ve demirlerle dövülmüş kızgın öfkelerim, hurda misali değersiz şimdi. Aşk: Tüm mahlukatın neşesini veren Tanrının gizemli tarafı. Öldüren ve yaşatan kutsal kitapların , iğdiş edilmiş edilmiş toplulukların önlerinde  aptal şölenlere inat Okutan ve yazdıran bilgeliği. Dost Sofralarda kırılgan bir porselen. Fikrimin içinde kemirgen bir kalabalık yalanlar doğuruyor tüm insanlığa. Gerekli gereksiz tüm günahlar ortalığa saçılmış. Sen: Şehrimin denizi! Sözlerimin mabedi! Ölm ek büyüyor gözümde Yaşamak koskoca bir devrim!

Beklenen

Sonbahar rüzgarlar bekliyor seni Yüzünü göğe dönmüş hilâl tebessüm ediyor. Ekinlerine umutla bakan çiftçiler selamlıyor gelişini Tüm mahsulü iyi niyet bekleyenlerin! Kuşlar kıskanıyor bebek çığlıklarını. Tüm histerisi dünyanın dizginsiz, Doğaya salıverilmiş tüm kayıplar ve özgürlükler. Ülkeler savaşıyor hep, En iyi ateş etmeyi bilenler Talan ediyor tüm bağları. Tüm üzümler tüm şaraplar gibi günah. Sonbahar rüzgarları bekliyor seni. Ayçiçekleri gövdesini çatlatırcasına  dik ve vakur. Tüm kötülükler arınacak kirinden elbet. Limanlara yanaşacak gemiler Solmuş çiçekler dirilecek yeniden Hısım olmuş kelimeler örtecek üzerimizi. Rengarenk bir zırhla kuşanıyor varlığın Sonsuz bir neşe içimde Yağmur birikiyor düşüncelerime.

SİRK

Sirk hayvanları dolduruyor sokakları. Kalabalıklara karışmak saklayamaz seni. Yağmur bulutları arındıramıyor bu sessizliğin ayıbını. Balonları uçuşurken gökyüzünde iktidarın, kahkahalara düşman kimi, kimisi doymak bilmez. İman göğüs kafesine sıkışmış bir hüzün. Tüm yalanlar ibadet. Çarşının neşesi, doğumun rahmeti ve ölümlerin hikayesi... Ne varsa insanı insan yapan, seriliyor ayaklar altına.

yanan

üflendiğinde sur denilen mahşerin sireni , akacak boyaları tüm ruhların. Tüm itiraflar yüzlere gözlere bulanmış  eğlencelik bir seyirdir cehennem. Yalnızlığın yüz karası bir zaferden  ahmaklık ve çıkar hep  Uğruna yandığın her şey  çaresiz. Değmez tüm bu günahlara.

toprak kokusu

Yağmurla temizleniyor şehir. Kirpikleri ıslanmış yalnızlar ve yalnızlıklar doyuyor toprağa. Sahnesi kurulmuş tüm oyuncular  iniyor meydanlara. Yağmur celladı oluyor makyajlı yüzlerin. Tozlar suya karışıp çamura dönüşürken, Sen beliriyorsun zihnimde. Tertemiz. Dupduru. Tüm günahı dünyanın, teslim olur bir ekim sonbaharına. Elde edilmiş tüm kalabalıklar çekilirken kovuklarına, Zihnim yapayalnız bir karmaşa. Tüm ölümler bir çareymiş gibi inananların dilinde. Oysa yaşayınca, Ki bir sonbahar serinliğini solurken içine, dağ yamacındaymışsın gibi. Toprak kokar gibidir  yaşamın  koynu.

güz duası

Gözlerime gözlerine yasladım ya, Güzellik  kokuyor yanakların. son yaz ikindisi bir sarhoşluğun, Kardeş zamanlı rastlantısıdır sana olan sevincim. Saçların yaz bitimi sararmış bir yaprak gibi. serde sere serpe uzanmış hayaller var. ılık bir rüzgar eser  göğsünün düşüne, Sonbahar  dostudur terleyen  avuçlarımın.. Varlığın bir canlının can suyu Nesnelerin anlam parlaklığı. Bilirim güz duasıdır bu. Mevsim devşirirken alın terinin yalnızlığına Öncesiz ve sonrasız bir huzurdur varlığın.